Yaşadığımız coğrafyada kadınlara yönelik şiddet; iktidarın ikiyüzlü ve samimiyetsiz yaklaşımından destek alarak hayata geçirilmeyen önlemler, üretilmeyen politikalar nedeniyle artarak devam ediyor.

 

Cumhurbaşkanı, bir yandan İstanbul Sözleşmesi’ndeki imzayı tartışmaya açarken öte yandan da İnsan Hakları Eylem Planı'nda yargılama sürelerini kısaltacağız, tazminat vereceğiz, eski eşlerin işlediği cinayetlerde cezaları ağırlaştıracağız demeyi sürdürüyor. Ya bunların kendi hükümetinin 2011 yılında imzalayıp 2014 yürürlüğe koyduğu ama uygulamak için kılını kıpırdatmadığı İstanbul Sözleşmesi’nin maddeleri arasında olduğunu bilmiyor ya da samimiyetsizliğini gizlemeye çalışıyor.

 

Bununla birlikte, bir süredir LGBTİ+ bireylere karşı ciddi bir nefret kampanyası sürdürülüyor. Hükümet yetkililerinin tamamı açıklamalarıyla nefret suçu işliyor, LGBTİ+lar hedef haline getiriliyor.

 

Örneğin, LGBTİ+ bireylere "sapkın" diyen ve bu nedenle Twitter tarafından paylaşımı " nefret içerikli paylaşım" olarak etiketlenen Süleyman Soylu, hala bu ülkenin içişleri bakanı

ya da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı çekinmeden " Biz eşcinsellik propagandasına karşı sessiz kalmayacağız" diyebiliyorken bu ülkenin savcıları çekindikleri için bu nefret söylemine karşı işlem yapamıyor.

 

Tüm bunlar yaşanırken;   baskıya, iktidara, kocaya, töreye ve her şeye, herkese rağmen kadınlar; başka bir dünya mümkün diyor ve

 

Nefret suçu işlenmesin, kimse cinsel yönelimleri nedeniyle ayrımcılığa uğramasın istiyor.

 

Güvenceli işlerde eşit haklarla çalışmak, eşit işe eşit ücret istiyor.

 

2020 yılında en az 300 kadının öldürüldüğünü biliyor ve kadınlar öldürülmesin istiyor !

 

Bedel ödeyerek, mücadele ederek kazanılan haklarını korumak istiyor.

 

Kadına karşı her türlü ayrımcılık ve şiddet son bulsun istiyor.

 

İstanbul Sözleşmesi uygulansın istiyor.

 

Adeta bir cins kırımın yaşandığı,  her üç kadından birinin şiddete maruz kaldığı bu düzeni değiştirmek istiyor.

 

Kadınların hayatlarımızı kuşatan patriyarkaya, emek sömürüsüne, işsizliğe, güvencesizliğe, erkek devlet şiddetine, LGBTİ+ fobiye, irade gaspına, adaletsizliğe karşı isyanını, öfkesini, direncini,  mücadelesini; evlerde, sokaklarda, mahkeme salonlarında, bulundukları her yerde asla vazgeçmeden büyüttükleri umudu selamlıyoruz.

 

Dünya Kadınlar Günü anmalarına "Yıllardır olduğu gibi bu 8 Mart’ta da… " diye başlamayacağımız, eşitsizlik ve ayrımcılığa karşı mücadele vermemizi gerektirmeyen, aynı talepleri ısrarla yinelemeyeceğimiz güzel günlerin inşaası için kadınlarla yan yana, omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz.

 İzmir Barosu Başkanlığı

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir